+ Diyabetin Tarihçesi
Diabetus Mellitus'un
klasik başlangıç semptomları olan polidipsi,
polifaji, kilo kaybı, koma ve ölüm, bir
sendrom olarak yüzyıllar öncesinden beri
dikkat çekmektedir. M.Ö.1500 yıllarında
Mısır papirüslerinde aşırı idrarla seyreden
bir hastalık olarak tanımlanmıştır. M.S.130-200
yılları arasında yasayan Kapodokyalı (Ürgüp-göreme)
Arataetus tarafından hastalığa "diabet"
ismi verilmiştir. Türk-islam düşünürlerinden
İbn-i Sina şeker hastalığını günümüz tanımlamasına
yakın bir sekilde tarif etmiştir. Diabet
kelimesinin yanına tatlı ve ballı anlamına
gelen "mellitusu" ekleyen 1674
yılında yasayan William Cullen dır. Hastalığın
pankreas ile ilgisi 1889 yılında Van Mering
ve Minkawski'nin pankreoktomi yaptığı
bir köpeğin diabetik oluşu ile kesinlik
kazanmıştır. 1921 Yılında Kanadalı araştırmacı
Banting ve Best'in sığırdan elde ettikleri
pankreas özünü köpeğe vererek şekeri düşürmeyi
başarmışlardır.1926 da Aber'in insülüni
kristalize şekilde elde ettiği belirtilmektedir.1964
yılında Çinliler ve Amerikalılar birbirinden
bağımsız olarak insülin molekülünü sentezlemişlerdir.
Oral antidiyabetikler
üzerindeki çalışmalardan ise 1940-1970
yılları arasında sülfonilüreler üzerinde
başlamış 1926'da Frank tarafından yapılan
ilk çalışmalardan sonra biguanidler,fenformin
ve metforminin konusundaki araştırmalar
yoğunlaşmıştır. Ulusal ve uluslararası
düzeyde diabet bakımı ve tedavi hedeflerinin
belirlenmesi ve düzenli bir şekilde
uygulanması gerektiği Dünya sağlık örgütü(WHO)
ve Avrupa diabet birliği (EDF)'nin de
katılımıyla 1990 yılında yayınlanan
St.Vincent Deklerasyonun içeriğini oluşturmaktadır.
+ Tip 2 diyabeti anlamak
Diabetes Mellitus,
pankreasın beta hücrelerinden salgılanan
insulin hormonunun tam veya kısmi yetersizliği
sonucu ortaya cıkan karbonhidrat, protein
ve yağ metobolizmasının bozuklukları ile
karakterize olan, yasam boyu süren kronik
hiperglisemik bir grup metobolizma hastalığıdır.
Bir çok yiyecek
vücudumuzda enerji için kullanılmak
üzere glukoza ya da şekere dönüşür.
Midemizin altında bulunan pankreas ,
glukozun hücrelerimize yerleşmesine
yardımcı olan insülin hormonunu salgılar.
Eğer diyabet hastasıysanız; ya yeterince
insüline sahip değilsinizdir ya da insülin
gerektiği gibi kullanılamıyordur. Bu
durum şekerin kanınızda birikmesine
neden olur.
Diyabet hastalığı
ciddi sağlık problemlerine neden olabilir.
Kalp hastalıkları, körlük, böbrek yetmezliği
ve bazı bölgelerinizin kesilmek zorunda
kalması gibi.
Diyabet, başlıca
Tip 1 (İnsülin bağımlı-IDDM veya Jüvenil
Diyabet) ve Tip 2 (İnsülin bağımlı olmayan
- NIDDM veya erişkin Diyabet ) olarak
iki temel grupta incelenir. Tip 1 diyabet,
insüline bağımlı diyabet (IDDM) olarak
adlandırılır ve "diyabetik ketoasidozis"
sebebidir. Bu tip %5 - %10 oranında
görülebilir. Tip 2 diyabet ise, insüline
bağımlı olmayan diyabet (NIDDM) olarak
adlandırılır ve "non-ketotik hiperglisemik
hiperosmolar koma" gelişimine sebep
olmaktadır. Klinik olarak polidipsi
(çok su içmek), poliüri (çok idrar yapmak),
polifaji (fazla yeme), kilo kaybı gibi
klasik belirtiler gösterir. Bu tip %90
- %95 oranında görülebilir.
+ Diyabetin Teşhisi
Diyabetin her
iki tipi farklı özelliklere sahip olsalar
da, genel olarak diyabeti başlıca dört
dönemde değerlendirmek olasıdır:
1. Preklinik
Dönem
2. Erken Klinik Dönem
3. İleri Klinik Dönem
4. Komplikasyonlu Dönem.
Detaylı inceleme
yapılmadan önce Diyabet'in klinik dönemlere
göre esas aldığımız tanı kriterlerini
şu şekilde özetleyebiliriz:
1. Tip 1 Diyabet:
- Açlık Kan
Şekeri : > 126 mg/dl
- Tokluk Kan
Şekeri : >160 mg/dl
- C-peptid
: <0,5 ng/dl
- HbA1c : >%6
- ICA , anti-GAD
: Pozitif
- İnsülin Gereksinimi
: Var
2. Tip 2 Diyabet:
- Preklinik
Dönem Tanı Kriterleri:
- Semptomlar
: Yok
- AKŞ : Normal
- OGTTde 2.
saat kan şekeri : > 200 mg/dl
Aşikar Diyabet
Tanı Kriterleri:
- Semptomlar
: Var / yok
- AKŞ : >126
mg/dl
- Random Kan
Şekeri : > 200 mg/dl
HbA1c : >%6
+ Tip 2 diyabet Tüm dünyada
ve Türkiye'de ne kadar yaygın?
- Diabetes
Mellitusun görülme sıklığı (prevelansı),
her hastalıkta olduğu gibi insidans
ile birlikte diabetes mellitusun morbiditesi
hakkında fikir vermektedir.
- WHO verilerine
göre dünya nüfusunun % 2,1'i diyabetiktir.
2010 yılı projeksiyonu % 3 olarak
hesaplanmıştır. Tüm dünyada 200 yılı
verilerine göre 171 milyon kişinin
diyabetik olduğu saptanmıştır. 2030
yılında bu sayı 366 milyon kişiye
yükselecektir.
- WHO Türkiye
için 2000 yılındaki diyabetik sayısını
2.920.000 olarak bildirmiş ve 2030
yılı projeksiyonu olarak bu sayıyı
6.422.000 olarak öngörmektedir. Türkiye'de
mevcut diyabetiklerin 2.100.000 kişisinin
hastalıklarından habersiz oldukları
düşünülmektedir.
- A.B.D.'de
2002 yılında tüm yaşlardaki total
prevalans %6,3'tür. >20 yaşta bu
oran %8,7 ; >60 yaşta ise %18,3'tür.
A.B.D.'de 2002
yılı insidansı, 20 yaştaki erişkinlerde
1,3 milyon yeni vaka olarak bildirilmiştir.
Diabetes Mellitus
bir çok gelişmiş ve gelişmekte olan
ülkeler için epidemik bir hastalık olarak
kabul edilmektedir. Dünyanın bazı bölgelerinde
az, bazı bölgelerinde yaygın olarak
bulunmaktadır. Tip 2 Diabetes Mellitus
USA'da pima kızılderilerinde oldukça
yüksek bir prevelans göstermiştir.%55
üzerinde saptanan bu prevelans dünya
üzerinde en yüksek diabet rakamını oluşturmaktadır.
Şehirleşmenin artması ve endüstrinin
gelişmesi Tip II.Diabetes Mellitus prevelansında
artmaya sebep olmaktadır En son 2000
yılında yayınlanan Türkiye Diabet Epidemiyolojisi
çalışmasında 20 yaş üzeri 24.788 kişi
üzerinde yapılan çalışmaya göre Türkiye'de
TipII.Diabetes Mellitus'un prevelansı
%7,2 ve IGT (bozulmuş glukoz toleransı)
prevelansı ise %6,7 olarak saptanmıştır.
Ref: American Diabetes Association.
Nationel Diabetes fact sheet. Accessed
March 15, 2004
+ İnsülin direnci nedir?
İnsülin direnci;
kas, karaciğer, yağ dokusu gibi hedef
dokuların insüline olan cevabının azalmasıyla,
bu dokuların glukoz alımının bozulması
ve karaciğerin glukoz üretimini arttırması
nedeniyle olur. İnsülin direnci, kan şekerinin
kas, yağ ve karaciğer hücrelerine girmesinin
daha zor olması nedeniyle yüksek düzeyde
şekerin kanda birikmesine sebep olur.
Bu durum hem uzun hem de kısa süreli sorunların
ortaya çıkmasına neden olabilir. Kısa
bir süre içinde, hücreler enerjisiz kalır
ve metabolizma eskisi gibi çalışmamaya
başlar, bu nedenle Tip 2 diyabeti olan
hastalar özellikle kronik yorgunluktan
şikayet etmektedirler. Zamanla, yüksek
kan şekeri düzeyi, göz ile ilgili problemler
(özellikle körlük), böbrek bozukluğu,
sinir hasarı ve kalp hastalığı gibi daha
ciddi komplikasyonlara yol açabilir.
İnsülin direncinin,
tip 2 diyabetin gelişmesinin altında
yatan esas sebeplerden biri olduğu düşünülmektedir.
Tip 2 diyabet hastalarının yaklaşık
yüzde 85'inde insülin direnci söz konusudur.
İnsülin direncinin
genetik nedenlerle ilintili olduğu düşünülmektedir,
ancak obezite, yaşlanma ve sedanter
yaşam biçimi gibi faktörlerin etkili
olduğu da gözlenmektedir.
Ref: Expert Panel on Detection, Evaluation,
and Treatment of High Blood Cholesterol
in Adults (Adult Treatment Panel III).
JAMA. 2001;285(19):2486-2497
|